Faşizm

Dar anlamda, I. Dünya Savaşı’ndan sonra Mussolini’nin İtalya’da kurduğu totaliter devlet sistemi. Geniş anlamda, tekelci kapitalizmin egemenliğine dayanan tutucu totaliter rejim.
İtalya’da faşizm, savaş sonrasında 1919′da Mussolini’nin karagömlekliler denen savaşçı milis gücünü kurmasıyla başladı. Orta burjuvaziden gelen bu karagömlekliler sosyalist eğitimli bir program çevresinde toplanmış koyu milliyetçilerdir. Toplumsal karışıklıkların (ayaklanmalar, grevler) artması ve sol akımların ilerlemesi üzerine hareket, hızla geleneksel sağın antiparlamenter ve antikomünist görüşlerini benimsedi. Faşistler kendilerini, düzenin koruyucusu ve devletin yardımcı gücü ilan ettiler ve grevleri kırmaya, sol yöneticilere karşı şiddet, yıldırma ve öldürme hareketlerine giriştiler. Bankacılarla sanayicilerin desteğini sağladılar, ordu ise çekimse davrandı. Bunun üzerine faşist hareket ülkede, özellikle orta sınıflar arasında hızla gelişti. Faşistler 1921 seçimlerinde büyük başarı sağladı ve bir hükümet bunalımı sonunda iktidara geldi. Mussolini başbakan oldu (1922). “Roma üstüne yürüyüş” faşizmin iktidarını pekiştirdi ve rejim giderek tam bir diktatörlük durumuna dönüştü. 1924′te yeni seçim düzeni ile muhalefet ortadan kaldırıldı. Sosyalist Parti başkanı Giacomo Mateotti öldürüldü ve siyasi partiler kapatılarak basına sansür kondu. Siyasi liderler ülkeden kaçmak zorunda kaldılar. Yeni rejim tek partiye (tek şef “başbuğ”, ona kayıtsız koşulsuz uyma), partide devlet birliğine dayanıyordu. Gençlik, askerlik ruhu içinde bu tek partinin görüşleriyle yerleştirilmeye ve örgütlenmeye başlandı. Ülkede sözde kapitalist rekabet kaldırıldı, işçilerle patronların birlikte temsil edildiği lonca sistemi kuruldu. Görünüşte böyle olmakla birlikte işçilerin yönetim üzerinde hiçbir etkisi ve söz hakkı kalmamıştı. Çünkü grev yasaklandığı gibi sendikalar da kapatılmıştı. Ülkede otoriter düzen kuran faşizmi kargaşalığı önlemede başarılı oldu. Yollar yaptırdı, bataklıkları kuruttu, endüstrileşmeyi hızlandırdı. Ancak ekonomik ve toplumsal sorunları çözemedi. Bu kez dışarıya yayılma ve genişleme politikasına yöneldi. Eski Roma İmparatorluğu’nu diriltmek, Akdeniz’i bir İtalyan gölü haline getirmek her faşist için bir ülkü oldu. Önce Libya sömürgeleştirildi (1922-1933), sonra Etiyopya işgal edildi (1935-1936), sonra Etiyopya işgal edildi (1935-1936). Franko İspanya’sı ve Hitler Almanya’sı ile yandaşlık kuran (“Çelik Pakt”) İtalya, içteki muhalefete karşın 1940′ta Almanya’nın yanında savaşa girdi. Askeri yenilgiler sonunda faşizm zayıflamaya başladı, bazı faşist şefler askeri harekâta diktatörlüğün uzatılmasına karşı çıktılar (1934). Önce tutuklanan, sonra istifa eden, daha sonra Almanlar tarafından kaçırılan Mussolini Kuzey İtalya’da Almanlar’ın denetimi altında bir “İtalyan Sosyal Cumhuriyeti” kurduysa da başarılı olamadı. Almanya’nın 1945′te kesin yenilgisiyle İtalyan faşizmi de ortadan kalmış oldu.
Bu makaleyi Bolcasohbet.net’i kaynak olarak belirttiğiniz takdirde sitelerinizde yayımlayabilirsiniz.
Etiketler: faşizm nasıl doğdu, faşizm nedir, Mussolini kimdir

