Ocak 2009 için Arşiv


Dans – Kuzey Amerika

Cuma, 30 Ocak 2009

Dans – Kuzey Amerika

Bale

20. yüzyıl balesini tanıtmaya yönelik her zamanki programını bırakan New York Kent Balesi 1991′de 3 milyon dolar harcayarak Uyuyan Güzel balesini ilk kez sahneledi. Balenin birinci gösterimi 1890′da iki perde olarak gerçekleştirilmişti. Nisan 1991′deki New York sahnelenişi ise üç perde ve bir prologdan oluşuyordu. Topluluğun baş yönetmeni Peter Martins, yapıtın Marius Petipa tarafından hazırlanan özgün koreografisini örnek almıştı. David Mitchell’ın seçkin dekorları ve Patricia Zipprodt’un zengin kostümleriyle desteklenen bale, eleştirmenlerin ve izleyicilerin övgüsünü kazandı. Topluluk büyük gelir getiren bu oyunu bahar sezonunda tekrarlamayı düşünüyor. Önceki yıllarda koreografisini George Balanchine’in yapmış olduğu Fındıkkıran balesi de aynı amaçla kış sezonlarında da sahnelenmişti. Bununla birlikte iki bale karşılaştırıldığında, Uyuyan Güzel’in ötekindeki ustalık ve tazelikten yoksun olduğu görülüyordu. Balanchine’in çalışması teknik açıdan sağlam ve başarılı klasik danslarla rahat bir tempo içinde ilerlerken, Martins’in koreografisi 19. yüzyıl malzemesinin 20. yüzyıl sabırsızlığı içinde sergilendiği akademik dans örneklerinden oluşuyordu.


Çevreci Hareketler

Cuma, 30 Ocak 2009

Türkiye : Çevreci Hareketler

Çevreci Hareketler

Aliağa’da termik santral kurulmasını engellemek için 1990′da oluşturulan “sevgi zinciri”nin birinci yıldönümü olan 6 Mayıs’ta bu kez bir “sevgi yumağı” oluşturuldu. 12 Mayıs’ta bir grup Yeşil, Çeşme karayolunun yapımı sırasında, ağaçların kesilmesini protesto etmek için, kesilmesi kararlaştırılan bir ağaca kendilerini zincirle bağladılar ve yolu kestiler. İstanbul’da Yakacık’ta yapımı süren 18 bin konutluk kooperatifin üyeleri ile çevre sakinleri Yakacık çöplüğünün temizlenmesi için 5 Haziran’da “Temiz Çevre ve Dostluk Zinciri” oluşturdular.

Haziranda Yeşiller Partisi, Akdeniz fokunun üreme alanlarından biri olan Bodrum Karaada’da üç bin yataklı bir turizm tesisi yapılması projesini bir hafta süren eylemlerle protesto etti. Aynı proje şubatta Bodrumlu gönüllüler, ODTÜ Sualtı Topluluğu ve başka çevrecilerce düzenlenen bir toplantıda da eleştirilmişti. (daha fazla…)


Türkiye – Bitki ve Hayvanlar

Pazartesi, 26 Ocak 2009

Türkiye – Bitki ve Hayvanlar

Kuş Cenneti

Türkiye’nin önemli kuş cennetlerinden biri olan Tuzla Kuş Cenneti’nde Dünya Bankası kredisiyle yapılması planlanan kanaldan şubat sonunda vazgeçildi. Yörede incelelemelerde bulunan Dünya Bankası uzmanları, kanalın kuş cennetine zarar vereceğini bildirince, kanalın cennetin çevresinden dolaştırılmasına karar verildi. Ama iki yıldır süren kuraklık nedeniyle çok sayıda canlının yok olduğu, beş kuş türünün artık bu bölgede kuluçkaya yatmadığı, yedi türün de sayıca çok azaldığı belirlendi.

Avrupa Konseyi tarafından “A sınıfı Avrupa diploması” verilmiş olan Manyas Kuş Cenneti Milli Parkı’nın diplomasının süresi haziranda dördüncü kez beş yıl daha uzatıldı. Uzatma için öngörülen koşul, Devlet Su İşleri’nin (DSİ) yıllardır programında olan, Karaçay Barajı için set yapılması ve kirliliğin kontrol altına alınmasıydı. Bu arada Doğal Hayatı Koruma Derneği (DHKD) Türkiye’deki 78 önemli kuş alanından 61′inin sulak alan tanımına girdiğini, bunlardan 54′ünün herhangi bir koruma statüsü olmadığını açıkladı. (daha fazla…)


Çevre Sorunlarında Öncelikler

Pazartesi, 26 Ocak 2009

Çevre Sorunlarında Öncelikler

Çevre Sorunları

Türkiye’nin çevre sorunlarını 67 il temelinde önceliklerine göre sıralayan ilk çalışma 1991′de Yüksel Çağlar’ın imzasıyla Milli Prodüktivite Merkezi yayınları arasında çıktı. Çevre Sorunlarının Konu ve Yöre Düzeyinde Önceliklerinin Belirlenmesi adını taşıyan çalışma, çevre sorunlarını niteliğine ve yoğunluğuna göre yerel olarak belirlemeyi ve böylece çevreyle ilgili politikalar geliştirilirken yöresel önceliklerin doğru saptanmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Çevre sorunlarına yol açan etmenlerden ya da çevre sorunlarının göstergelerinden oluşan 23 değişkenin incelendiği çalışmanın bulgularına göre İstanbul, hem kentsel hem de kırsal bakımdan “genel” çevre sorunlarının en yoğun olduğu il. Genel çevre sorunlarının yoğunluğu bakımından İstanbul’u izleyen altı il gene kıyı illeri: Kocaeli, İzmir, Bursa, Zonguldak, Muğla ve Hatay. Ankara ise bu illerin ardından sekizinci sırada bulunuyor. (daha fazla…)


Türkiye – Termik Santraller

Pazar, 25 Ocak 2009

Türkiye – Termik Santraller

Termik Santral

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fahrettin Kurt şubatta, Avustralya’dan ithal edilecek kömürle çalışacak olan Yumurtalık Termik Santrali’nin mutlaka kurulacağını açıkladı. Buna karşılık Danıştay, İzmir’in Aliağa ilçesinde yapımı planlanan santralle ilgili kararın uygulanmasını 8 Mart’ta dokuzuncu kez durdurdu. Kasım 1989′daki ilk yürütmeyi durdurma kararıyla başlayan hukuk çatışması böylece yöre halkını sevindiren bir sonuca ulaşmış oluyordu. Ama ANAP hükümeti hazırlıkları durdurma yönünde bir adım atmadı. Kasımda göreve başlayan, DYP-SHP hükümeti ise önce Gökova Santrali’nin inşaatını durdurdu, ardından da kısa süren bir incelemeden sonra Aliağa Termik Santrali’nden vazgeçildiğini açıkladı. Bu gelişmelerden sonra, Silifke’de kurulması planlanan Akkuyu Nükleer Santrali ile Bursa Orhaneli, Zonguldak Çatalağzı ve Amasra termik santralleri hakkında nasıl bir karar verileceği beklenmeye başladı. Öte yandan, ANAP hükümeti döneminde başlayan, termik santrallere zararlı gazları tutucu filtre takılması çalışmaları da sürdürüldü. (daha fazla…)


Deniz, Göl ve Akarsu Kirliliği

Cumartesi, 24 Ocak 2009

Deniz, Göl ve Akarsu Kirliliği

Deniz kirliliği

Temmuzda Çorlu’da Kastro Koyu’na gezi düzenleyen 500 kişi, koydaki kirlilikten ötürü çeşitli deri hastalıklarına yakalandılar; ayrıca şiddetli ishal ve kaşıntı olgularına rastlandı. Adıyaman’da baraj gölünden Yeni Samsat’a içme suyu verilmemesinden sonra eylülde tifo, enterit ve başka bulaşıcı hastalıklarda artış olduğu gözlendi. Ekim başında Foça açıklarında bir tankerden dökülen petrol önemli deniz kirliliğine yol açtı. Sekiz mil uzunluğunda ve iki mil genişliğinde bir alana yayılan petrol tabakası fırtına sonucunda parçalara ayrılarak kıyıya vurdu. Kasımda vebalı sığır ölülerinin Seyhan Irmağına atılması sonucunda ırmak suyundaki mikrobik kirlilik büyük ölçüde arttı. 1987′de Karadeniz kıyılarına bırakılan zehirli variller konusunda bir yurttaşın başvurusu üzerine Sinop Savcılığı’nın başlattığı soruşturma üçüncü yılını tamamlamasına karşın hâlâ hazırlık aşamasından öteye geçemedi.


Türkiye – Hava Kirliliği

Cumartesi, 24 Ocak 2009

Hava Kirliliği

Hava Kirliliği

İstanbul, İstanbul Teknik, Boğaziçi ve Marmara üniversitelerince yapılan ölçümler İstanbul’da hava kirliliğinin Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Sağlık Bakanlığı’nca belirlenen tehlike sınırlarının onlarca kat üzerinde olduğunu ortaya koydu. Buna karşılık İstanbul’daki 75 adet hava kirliliği ölçüm cihazının yalnızca 5′inin çalıştığı, bu yüzden kirlilik değerleri saptanamadığı için alarm verilemediği il yöneticileri tarafından açıklandı. Ankara dışındaki öteki il merkezlerinde de yıl boyunca ölçüm yapılamaması ve kesin ölçüm cihazlarının bulunmaması, tehlikenin boyutlarının saptanmasını engelliyordu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi genel sekreteri ile Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü müdürünün, İstanbul ve Ankara gibi bazı kentlerde hava kirliliğinin izin verilen sınırların onlarca kat üzerine çıkmasına karşın, bu durumun “paniğe yol açmamak için” kamuoyundan gizlendiği açıklamaları da tepkiyle karşılandı.

1991′de hava kirliliğinin tehlikeli boyutlara ulaştığı öteki iki kent, kirlilik alarmı verilen İzmit ve Erzurum oldu. TBMM Çevre Araştırma Komisyonu’nun raporuna göre hava kirliliğinin kış aylarında çok yoğun olduğu öbür kentler Bursa, Kayseri, Konya, İzmir, Adana, Gaziantep, Çorum ve Eskişehir’di. Ankara’da ise ısınmada doğal gaz kullanımına geçilmesi 1991′de bu kentte hava kirliliğinin görece azalmasında etkili oldu.


Türkiye : Mevzuat ve Örgütlenme

Perşembe, 22 Ocak 2009

Türkiye : Mevzuat ve Örgütlenme

Mevzuat

Çevre sorunlarının kamunun ve geleneksel siyasal örgütlerin gündemine ağırlığını koyması bakımından 1991 bir dönüm noktasının işaretlerini verdi. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Araştırma Komisyonu’nun 1990 sonlarına doğru açıkladığı raporda yer alan bir Çevre Bakanlığı kurulması önerisi ağustosta gerçekleşti. Bakanlık görevine, raporu hazırlayan komisyonun başkanı ve Anavatan Partisi (ANAP) milletvekili Ali Talip Özdemir getirildi. Zamanlaması bakımından bir seçim yatırımı olduğu gerekçesiyle eleştirilen bakanlık, her ilde bir çevre örgütü kurulacağını açıkladı. Çevre sorunlarıyla ilgili bir başka bakanlık da, gene ağustosta Tarım Bakanlığı’ndan ayrılarak oluşturulan Orman Bakanlığı’ydı. 20 Ekim’deki erken genel seçimlerden sonra kurulan Doğru Yol Partisi (DYP) – Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) koalisyon hükümeti de bu bakanlık yapısını korudu: Çevre Bakanlığı’na DYP milletvekili Doğancan Akyürek getirildi.

Çevre Bakanlığı, kurulmasından bir ay sonra 17-20 Eylül tarihleri arasında I. Çevre Şûrası’nı düzenledi. Çok sayıda önerinin geliştirildiği şûrada turizm, enerji ve sanayi sektörlerinin temsilcileri ile çevre koruma yanlısı temsilciler, doğal dengelerin bozulması konusunda tam bir anlaşmaya varamadılar. Karşılıklı itirazlar sonucunda öneriler yumuşatılarak kayıtlara geçirildi.


Zebra Midyelerinin İstilası

Perşembe, 22 Ocak 2009

Zebra Midyelerinin İstilası

Zebra Midyeleri

Öykümüz Avrupa’dan kaçak olarak yola çıkıp ulaştıkları Yenidünya’da egemenlik kuran tatlı su midyeleriyle ilgi. Zebra midyelerinin gerçeklere dayalı destansı yükselişi 1990′ların en çetin ekolojik sorunlarından biri durumuna gelmiş bulunuyor. Rastlantıyla Büyük Göller bölgesine girişlerinin ardından beş yılda büyük bir alana yerleşen bu midyeler su taşımacılığı, kamu hizmetleri ve sanayi tesislerinde milyonlarca dolarlık zarara yol açtı. Ayrıca denetimsiz yayılışları Kuzey Amerika’nın birçok kesimini tehdit etmeye başladı.

Kabuğu çizilen küçük bir yumuşakça olan Dreissena polymorpha Hazar Denizi havzasından çevreye yayılmıştı. Batı Avrupa suyollarında 150 yıldan beri verdiği zararla tanınıyordu. Bu türün ilk Kuzey Amerika örneklerinin 1988′de belirlenmesi bilim ve sanayi çevrelerinde kaygıyla karşılandı. Üreme organlarına ve dağılım durumlarına ilişkin ayrıntılı incelemeler yapan deniz biyologları, midyelerin 1985′te ya da 1986′da bilinmeyen bir Avrupa limanından çekilen ve Erie ile Huron arasındaki St. Clair Gölüne boşaltılan safra sularıyla bölgeye girdiğini saptadılar. (daha fazla…)


Basra Körfezi

Perşembe, 22 Ocak 2009

Basra Körfezi

Basra Körfezi

Körfez Savaşı sırasında ateşe verilen petrol depolarının ve kuyularının yanması, geniş bir alanın yoğun bir dumanla kaplanmasına ve Kuveyt’te sıcaklığın biraz düşmesine neden oldu. Nisana gelindiğinde bölgedeki 600 kuyu yanmaya devam ederek çevreye is, hidrojen, sülfür, karbon monoksit ve kükürt dioksit yayıyordu. Yoğun duman Kuveyt kentiyle petrol kuyularının bulunduğu bölgenin güneş almasını engellerken bölgede kirlilik arttı ve havadaki is parçacıkları normalin 1.000 kat üzerine çıktı. Bahreyn’de mayıs sıcaklıkları alışılmışın 4 derece altına düştü. Kuveyt’te ise çölün belli bölümleri duman ve asidin etkisiyle siyahlaştı. Dumanlar 965 km uzaktan saptanabiliyor, bulutların İran,Irak, Türkiye ve Kuzey Hindistan’da asit yağmuru, yağmur ve kar yağışlara yol açacağı ileri sürülüyordu. İsin zararsız olduğu, ama sülfür dioksitin yağmur suyundaki asit oranını normalin üzerine çıkaracağı belirtildi. (daha fazla…)